İzmit Ceza avukatı – Kocaeli Ceza Avukatı – Derince Ceza Avukatı- Başiskele Ceza Avukatı- Kartepe Ceza Avukatı- Gölcük Ceza Avukatı- Kandıra Ceza Avukatı – Avukat Okan Aktepe- Askerin Zimmetten Yargılanması Yargıtay kararı

YARGITAY

  1. CEZA DAİRESİ

Esas Numarası: 2022/2873

Karar Numarası: 2023/10345

Karar Tarihi: 26.10.2023

SAYISI : 2018/187 Esas, 2019/265 Karar

HÜKÜMLER : 1) Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2016/302 Esas, 2017/344 sayılı Kararı ile sanıklardan … hakkında zimmet, … hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından mahkumiyet,

2) Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 07.02.2019 tarihli ve 2018/187 Esas, 2019/265 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak sanıkların beraatine.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 07.02.2019 tarihli ve 2018/187 Esas, 2019/265 sayılı Kararının, katılan vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklardan …’e isnat edilen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği Hazinenin zimmet suçundan, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının tüm suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

  1. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.11.2016 tarihli ve 2016/5495 Soruşturma, 2016/1477 Esas, 2016/148 numaralı İddianamesiyle sanıklardan … hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 204 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 53 üncü ve 58 inci maddeleri, … hakkında zimmet suçundan aynı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2017 tarihli ve 2016/302 Esas, 2017/344 sayılı Kararı ile ile sanıklardan … hakkında zimmet, … hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından mahkumiyet kararları verilmiştir.

3.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 07.02.2019 tarihli ve 2018/187 Esas, 2019/265 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümleri kaldırılarak sanıkların beraatlerine karar verilmiştir.

  1. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan … vekilinin temyiz sebepleri, sanıkların suç tarihleri itibarıyla görev yaptıkları Karamanlı İlçe Jandarma Komutanlığının üç aracı bulunup, araç sayısında herhangi bir değişiklik olmadığı halde suç döneminde yakıt tüketiminin arttığına, günlük akaryakıt verme çizelgelerine yakıt alan şoförlerin imzaları alındığı halde Şubat 2016 sonrası imza eksikliklerinin bulunduğuna, tanık beyanları, kamera kayıtları, kriminal rapor ve dosya kapsamındaki deliller dikkat alındığında beraat hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri, sanıkların suç tarihleri itibarıyla görev yaptıkları Karamanlı İlçe Jandarma Komutanlığının üç aracı bulunup, araç sayısında herhangi bir değişiklik olmadığı halde suç döneminde yakıt tüketiminin arttığına, sanıklardan …’ün içerisinde yakıt bulunan damacanaları aracına koyduğunun kamera kayıtları ile sabit olduğuna, cevabi yazılara göre 2016 yılı içerisinde jeneratörlere yakıt götürülmediğine, görevlendirme yapılmadan, damacanalarla ve özel araçla geceleyin gizli bir şekilde jeneratörlere yakıt götürülmesinin mümkün olmadığına, tanık beyanları, kamera kaydı, kriminal raporlara göre sanığın eyleminin 2-3 ay kadar devam ettiğine, İlçe Jandarma Komutanlığının 31.10.2018 tarihli cevabi yazısı nazara alındığında akaryakıt deposu ile ilgili görevi bulunmadığından eylemlerinin zimmet olarak değerlendirilemeyeceğine, zincirleme biçimde nitelikli hırsızlık olarak değerlendirilmesi gerektiğine, …’in akaryakıt deposunun tek sorumlusu olmakla görevini yaparken gerekli dikkat ve özeni göstermediğine, akaryakıt deposunun anahtarını herkesin ulaşabileceği şekilde ortalıkta bıraktığına, daha sonra araç şoförlerinin verdiği bilgilere göre deftere kayıt yaptığına, araç kilometrelerini deftere yazmayıp şoförlerin imzalarını almadığına, eylemlerinin kül halinde zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında olduğuna yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

  1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanıkların her ikisinin de suç tarihi itibarıyla Karamanlı İlçe Jandarma Komutanlığında askeri görevli olarak bulundukları, askeri yakıt deposundan araçlara yakıt ikmalini takip etmek ve buna ilişkin kayıtları tutmak ile güvenlik kameralarının çalışırlılığının belirlenmesi ve bu konudaki takipleri yapmanın görevleri kapsamında olduğunun anlaşıldığı, suç tarihinde aynı yerde vatani görevlerini yapan askerlerin anlatımlarından da anlaşıldığı üzere her iki sanığın da jandarma karakolu bünyesindeki yakıt deposundan orada bulunan bidonlara yakıt doldurdukları ve bu yakıt doldurdukları bidonları kendi özel araçlarına veya kiraladıkları ve karakola geldikleri araçlara yükleyerek karakoldan ayrıldıklarının anlaşıldığı, sanıkların savunmalarında tevil yollu olarak bidonlara mazot yüklenmesi durumunu kabul ettikleri, bu mazotları jeneratörlere götürdüklerine ilişkin savunma yaptıkları ancak Aralık 2015 ve Ocak 2016 aylarına ait jeneratör çalışmasına ilişkin kayıtlar incelendiğinde bu dönemlerde jeneratörlerin hiç çalışmadığının anlaşıldığı, sanıklardan …’ün aracının bagajında yapılan incelemede zimmete geçirildiği iddia edilen mazot karakterleri ile uyumlu mazot artığının tespit edildiği, yine damacanalar üzerinde yapılan incelemede sanık …’ün parmak izinin bulunduğu, araçların kilometre ve yakıt tüketim oranlarının da aracın yakıt tüketim karakterine uymadığı ve tutulan kayıtların zimmeti gizlemeye yönelik olarak sahte bilgiler içerir şekilde doldurulması suretiyle … tarafından gizlendiği, bu haliyle her iki sanığın da zimmet suçunu işlemiş oldukları, zimmet suçunun ortaya çıkmasını engellemeye yönelik olarak hileli davranış kullandıkları, …’in ayrıca mazot kayıtlarını tutma yükümlülüğü ve sorumluluğunu taşıdığı, bu kayıtları tutarken zimmetin ortaya çıkmamasına yönelik olarak damacanalara doldurulan mazotları sanki araçlara verilmiş gibi kayıtlara işlemek suretiyle resmi evrakta sahtecilik suçunu da işlediği kabulüyle sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Sanık …’e yönelik kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği isnadı yönünden yapılan değerlendirmede; tanık askerlerin kullandıkları resmi araçlara doldurdukları akaryakıt litrelerini yazılı olarak sanığa bildirdikleri ve bu beyanlara göre yazılan çizelgeleri kendilerinin imzaladıkları, tanık askerlerin çizelgelerdeki litre ve attıkları imzalara herhangi bir itirazlarının olmadığı, tanık askerlerin beyanlarına göre doldurulup kendilerine imzalatıldığı, bu çizelgelerin sahte olarak düzenlenmediği, soyut beyanlar ve yorumla içerik itibarıyla sahte olduklarının iddia edildiğinin anlaşıldığı kabulüyle sanığın bu suçu işlediğinin sabit olmadığı, her iki sanığa yönelik zimmet isnadı yönünden yapılan değerlendirmede ise Jandarma Genel Komutanlığı Taşınır Mal Saymanlığı Yönergesinin “Görev Yetki ve Sorumluluklar” başlığı altında belirtildiği üzere yakıt ikmalinden ve yakıt deposundan sorumluluğun, birlik amiri olan İlçe Jandarma Komutanı tanık Başçavuş …’e ait olduğu, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre akaryakıt deposunda herhangi bir eksilme ve açığın tespit edilemediği, aylık yapılan ölçümlerde depoya giren akaryakıt ile depodan resmi araçlara doldurulan akaryakıt tüketim çizelgelerine göre herhangi bir açığın olmadığı, sanıkların aşamalardaki tutarlı savunmalarında karakol komutanı tanık …’in emri ile damacanalarla iki adet jeneratöre yakıt götürdükleri beyanlarının duruşmada yeminli olarak dinlenen karakol komutanı tanık …’in beyanları ile doğrulandığı, karakol komutanı resmi olarak müzekkereye verdiği cevapta 2016 yılında jeneratörlerin çalışmadığını bildirmiş ise de mahkemedeki yeminli beyanında 2016 yılında jeneratörlerin çalıştığını, akaryakıt da götürdüklerini ancak kayıtlarda geçip geçmediğini bilmediğini beyan ederek müzekkere cevabının araştırılmadan yazıldığı kanaatini uyandırdığı, bilirkişi heyeti raporunda Eylül 2016 dönemine ait akaryakıt tüketim belgesine nazaran 33129 no.lu jeneratörde 374 litre, 33109 no.lu jeneratörde ise 335 litre kaydi olarak akaryakıtın mevcut olduğunun görülmekte olduğu ancak bu jeneratörlerdeki kaydi akaryakıtın hangi işlemler ile doldurulduğunun anlaşılamadığının tespitini yaptıkları, bu tespitin sanıkların karakol komutanının emriyle damacana ile zaman zaman jeneratörlere akaryakıt götürdükleri savunmasını doğruladığı, tanık askerlerin “Damacanalara yakıt doldurup depoya yakın otoparkın oradaki raflara bırakıyorduk” ve tanık erlerden bir tanesinin “Dolu bir damacananın sanık … Uzmanın aracının bagajında gördüm” soyut beyanı dışında sanıkların akaryakıt deposundaki yakıtı damacanalara koyarak kendi özel araçlarına koyduklarına dair somut ve yeterli delil elde edilemediği, bilirkişi heyeti raporuna göre akaryakıt deposunda bir eksilme olmadığı ve damacanalara konulan akaryakıtın jeneratörlerin içinde mevcut olduğuna ilişkin tespiti de gözetildiğinde komutanlık deposundaki akaryakıttan bir eksilme ve açığın olmadığı, dolayısıyla herhangi bir zararın oluşmadığının anlaşıldığı, zimmet suçunun ancak bir eksilme ve dolayısıyla zararın oluşması ile oluşabileceği, olayda somut olarak herhangi bir zarar tespiti yapılmadığı, tamamen tanık erlerin soyut beyanları ile cezalandırmanın mümkün olamayacağı, “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği her iki sanığın üzerlerine atılı zimmet isnadının sabit olmadığı yine zarar unsurunun gerçekleşmemesi nedeniyle sanık … yönünden görevi kötüye kullanma suçunun da unsurları itibarıyla oluşmayacağı kabulüyle mahkumiyet hükümlerinin kaldırılmasına ve sanıkların beraatlerine karar verilmiştir.

  1. GEREKÇE

Sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan verilen beraat hükmü yönünden;

Sanığın, suç tarihinde Karamanlı İlçe Jandarma Komutanlığında jandarma astsubay kıdemli başçavuş olarak görev yaptığı, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin “Jandarma personelinin mülki görevlerinden doğan suçlarında; özel kanunların hükümleri saklı kalmak şartıyla 02.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü uyarınca kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden soruşturma izni alınması gerektiği, 24.10.2016 tarihli idari tahkikat raporu ile 25.10.2016 tarihli komutan emrinde bu suça ilişkin bir anlatıma yer verilmediğinden, söz konusu suç yönünden verilmiş bir soruşturma izni bulunmadığı gözetilmeden, genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,

Her iki sanık hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükümleri yönünden;

Tanıklar …, …, …, … ve …’nın aşamalardaki tutarlı beyanları ile olayı doğruladıkları, araçlara verilen yakıta ilişkin kayıtların sanık … tarafından tutulması ve 30.09.2016 tarihli kayıt ile tanık erlerin beyanlarından anlaşıldığı üzere gerçekte verilmeyen yakıtın verilmiş gibi gösterilmesi nedeniyle kağıt üzerinde yakıt açığının ortaya çıkmamasının mal edinme fiillerinin gerçekleşmediğine delil teşkil etmeyeceği ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda karakola ait iki adet jeneratörün depolarında 374 litre ve 335 litre yakıt olduğu belirtilmiş ise de Ekim 2016 tarihli akaryakıt deposu ölçüm tutanağında her bir jeneratörün deposunda 120’şer litre olmak üzere toplamda 240 litre yakıt olduğunun belirtildiği, hazırlık evresindeki savunmalarında jeneratörlere yakıt götürdükleri yönünde savunmada bulunmayan sanıkların kovuşturma evresinde bu yönde savunmada bulundukları, jeneratörlere götürülen yakıtın damacanalarla 200 litrelik varillerle götürüldüğünü beyan ettikleri, mal edinilen yakıtın ise damacanalara doldurulmak suretiyle taşındığının anlaşıldığı, 12.10.2016 tarihli görüntü inceleme tutanağı ile sanık …’ün yakıt dolu damacanaları aracına yüklediğinin tespit edildiği, 01.11.2016 tarihli Jandarma Kriminal raporu ile damacanalardan biri üzerinde sanık …’ün parmak izinin olduğunun belirlendiği, 31.10.2010 tarihli TÜBİTAK MAM raporu ile, sanık …’ün aracından alınan yakıt ile karakolun yakıt deposundan alınan yakıtın benzer sınır değerlere sahip olduğunun tespit edildiği, 17.10.2016 tarihli tutanak ile sanık …’ün aracının deposunun tamamen dolu olduğu ancak ilçedeki petrol istasyonlarından yapılan araştırmada bu miktarda yakıt almadığının anlaşılması karşısında, ilk derece mahkemesinin mal edinme fiillerinin sübut bulduğu yönündeki kabulünde isabetsizlik bulunmadığı ancak asker olan sanıkların sübut bulan eylemlerinin 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun “Eşyayı ve malları çalan, satan, rehine veren ve alanlar” başlıklı 131 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmak suretiyle bu suçtan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya kapsamı ile uyuşmayan yanılgılı değerlendirmeler sonucu sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararları kaldırılarak sanıkların beraatlerine karar verilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

  1. KARAR

1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden Hazine vekilinin sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu açısından esası incelenmeyen, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 07.02.2019 tarihli ve 2018/187 Esas, 2019/265 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, zimmet suçu yönünden farklı gerekçeyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.10.2023 tarihinde karar verildi.

Son Yazılar

Whatsapp
Telefon