DÜĞÜN TAKILARI KİME AİTTİR ? Son değişik eşliğinde….
BOŞANMADA ZİYNET ALACAĞI
Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır. Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir .
Düğünde takılan altınların kime ait olduğu konusunda hem geleneksel hem de hukuki açıdan farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar ise bazı konularda tartışmaya yol açabilmektedir . Özellikle boşanma davalarında düğünde takılan altınlar uyuşmazlık konusu olmaktadır.
Ziynet eşyaları eskiden beri Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereği genel olarak kadına ait olarak kabul edilmekteydi . Ancak bu görüşün tartışmalara sebebiyet vermesiyle söz konusu bu takıların düğünde kime takıldıysa o kişide kalacağına dair yeni bir içtihat geliştirilmiştir. Yargıtay tarafından verilmiş olan emsal nitelikli kararlar bu yöndedir.
Mevzuatta, düğün takılarının hangi tarafa ait olacağına ilişkin olarak herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay kararları , bu takıların kime ait olduğu konusunda çeşitli içtihatlar oluşturmuştur. Yargıtay tarafından bu konuya dair verilmekte olan kararlar incelendiğinde bu hususa ilişkin olarak takıların kadına veya erkeğe takılması, kadının veya erkeğin yakınları tarafından takılması gibi ayrımlara gidilmeksizin kural olarak düğünde takılan tüm takılar ve paraların kadına bağışlanmış sayılacağı yönünde hüküm kurulmaktaydı. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. numarasıyla verilen kararda, görüş değişikliğine gidilmiş ve erkeğe takılan takıların erkeğe ait olacağı, sandığa konulan takıların da tarafların ortak mülkiyetinde olacağı ifade edilerek artık ziynet eşyaları üzerinde erkek eşin de hakkının olacağı hususu vurgulanmıştır
Dairenin önceki içtihatları, “aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır” yönündeydi. Ancak toplumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi, dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; “Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir” yönündedir. Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir.
Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 2024/2402 karar sayılı kararıyla boşanma davası açılması halinde düğün takılarının kime ait olacağına dair ilkeler şu şekildedir;
1) Anlaşma varsa : Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir.
2) Örf ve adet : Ziynetler yönünde taraflar arasında bir anlaşma mevcut değil ise yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir.
3) Anlaşma veya Örf ve adet yoksa : Erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kime takılmışsa ona ait sayılır. Takılar içinde karşı cinse özgü bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır.
Özgülenme konusunda çekişme var ise gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse de özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur .
Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda ise konulan şey erkeğe ya da kadına özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır. O şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir.
Yukarıda belirtilen Yargıtay’ın ziynet alacağı hususunda oluşturduğu yeni içtihat doğrultusunda boşanma davasında ziynet eşyalarının iadesi söz konusu olduğunda düğünde takılan ziynet eşyalarının hangi eşte bulunduğu , ne kadar takıldığı , ziynet eşyalarının bozdurulup bozdurulmadığı , bozdurulduysa ne için harcandığı gibi hususlar doğrultusunda taraflar her türlü hukuka uygun delil ile ispat edebilmektedirler. Ziynet alacağı hakkı olduğunu iddia eden eş, varlığını kanıtladığı dava konusu ziynetlerin kendinde olmadığını şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmakla yükümlüdür. Bu durumda en sık kullanılan deliller ; düğün videoları ve fotoğraflar , tanık beyanları , banka kayıtları , dekontlar ve hesap dökümleri gibi takıların kime ait olduğunu ispatlar nitelikteki deliller taraflarca ileri sürülmektedir.
Düğünde takılan takıların kime ait olduğunu ispatlayan delillerin kanıtlanması sonucunda düğün takılarının iadesi veya nakden bedelinin ödenmesine ilişkin talepler, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi boşanma davasından ayrı bir dava açılarak da ileri sürülebilir . Düğün takılarına ilişkin taleplerin öncelikle aynen iade yoluyla aynen iadenin mümkün olmaması halinde nakden bedelinin ödenmesi talep edilir. Ziynet eşyalarının talep edildiği zamanda aynen iadesinin mümkün olmadığında fiili ödeme günündeki karşılıklarının eşe iadesine karar verilmelidir.
Sonuç olarak günümüzde süregelen uyuşmazlıklar neticesinde boşanma durumunda ziynet eşyalarının iadesi önemli bir hukuki meseledir. Dolayısıyla Yargıtay’ın emsal kararları doğrultusunda yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alındığında boşanmada tarafların hak kaybına uğramaması istenmekte ve bu
nedenle adil bir yaklaşımla uyuşmazlığın giderilmesi konusunda tarafların ispat edeceği delillerle davanın çözümlenmesi ve sonuçlanması amaçlanmıştır .
KAYNAKÇA
Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun )
Yargıtay İçtihatları
Legalbank
DergiPark Akademik
Hazırlayan
AVUKAT OKAN AKTEPE
