İzmit Boşanma avukatı – Kocaeli Boşanma Avukatı – Derince Boşanma Avukatı- Başiskele Boşanma Avukatı- Kartepe Boşanma Avukatı- Gölcük Boşanma Avukatı- Kandıra Boşanma Avukatı- mal ayrılığı

ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2018/2612

Karar Numarası: 2019/2307

Karar Tarihi: 30.12.2019

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmakla, evrak okundu.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı erkek vekili, dava dilekçesinde özetle; İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, Soğuksu 26221/1 parsel sayılı taşınmazın 2006 yılında davacının emekli sandığı ikramiyesi, OYAK’taki birikmiş tasarrufu ve annesinden gelen miras hissesi ile  alındığını ve davalı kadın adına kaydedildiğini, boşanma davası sırasında davalı kendi adına intifa hakkı tesis ederek taşınmazın çıplak mülkiyetini diğer davalı Seda’ya devrettiğini, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu ileri sürmek suretiyle aile konutu olarak özgülenmesi ve aile konutu şerhi konulmasına, davalı Sevinç adına tesis edilen intifa hakkının terkinine, davalı Seda adına yapılan çıplak mülkiyet devrinin terkinine, edinilmiş mal rejiminden doğan ortaklığın giderilmesine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 80.000 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı erkek vekili 12/01/2017 tarihli dilekçesi ile değer artış payı ve katılma alacağı talebini 235.125,00 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı Sevinç vekili, cevap dilekçesinde; Denizli Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmek suretiyle yetki itirazında bulunmuş, tarafların Denizli 1. Aile Mahkemesi kararı ile boşandıklarını, aile konutu özelliğini kaybettiğini, ortaklığın giderilmesi davasında Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkilinin babası tarafından aileye katkı olması amacıyla nakit para verildiğini, bunun üzerine taşınmazın diğer davalı Seda’ya devredildiğini, bu satışla elde edilen gelirin ailenin ihtiyaçları için karşılandığını, müvekkilinin ailesinden gelen para evin değerinden fazla olduğu için davacı tarafından diğer davalı Seda adına 25.000 TL bedelli senet düzenlendiğini savunmuş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Seda vekili, cevap dilekçesinde; Denizli Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmek suretiyle yetki itirazında bulunmuş, tarafların Denizli 1. Aile Mahkemesi kararı ile boşandıklarını, aile konutu özelliğini kaybettiğini, ortaklığın giderilmesi davasında Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davalının babası tarafından aileye katkı olması amacıyla nakit para verildiğini, bunun üzerine taşınmaz diğer davalı Seda’ya devredildiğini, bu satışla elde edilen gelirin ailenin ihtiyaçları için karşılandığını, davalı Sevinç’in ailesinden gelen para evin değerinden fazla olduğu için davacı tarafından müvekkili adına 25.000 TL bedelli senet düzenlendiğini savunmuş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesi; aile konutu, intifa hakkının terkini, Sevinç lehine intifanın terkini, davalı Seda K. lehine  çıplak mülkiyetin terkini talebi hakkında usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı lehine 185.250 TL değer artış payı ile 49.875 TL katılma alacağınn davalı Sevinçten tahsiline, davalı Seda aleyhine açılan davanın aktif husumet nedeniyle reddine hükmetmiştir.

Davalı Sevinç vekili; aile konutuna ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, boşanma davasında verilen cevap dilekçesinde OYAK’tan gelen paranın çocukların okul parasına ve evin giderlerine kullanıldığını beyan ettiğini, dava dilekçesinde değer artış payı olmadığını, emekli ikramiyesinde davacının banka hesabına yatırıldığını, evin alımında kullanıldığının belli olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmek suretiyle istinaf talebinde bulunmuştur.

Dava, aile konutu şerhi konulması, aile konutu olması sebebiyle intifa hakkının terkini, mal rejiminin tasfiyesi talebine ilişkindir.

Maddi olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (HMK md. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava,  artık değere katılma alacağı istemine ilişkindir.

Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden  taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202).

Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK m. 227). Denkleştirme (TMK m. 230) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m. 227/1). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m. 227/2). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.

Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1).

Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Artık değere katılma alacak miktarları hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.

Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerler,  Türk Medeni Kanununun 220. maddesine göre kişisel maldır.

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK’nun m. 222).

4721 Sayılı TMK’nin “Edinilmiş Mallar” başlıklı 219. maddesinin 2. fıkrasında, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemelerin edinilmiş mal grubundan sayılmıştır. Türk Medeni Kanununun 228. maddesinde ise “Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiye de o miktarda kişisel mal olarak hesabına katılır”  denilmiştir.

4721 sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu aracın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir.

Somut olaya gelince; eşler, 10.09.1985 tarihinde evlenmiş, 12.06.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 07.03.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır.

Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1).

Toplanan delillerden; dava konusu 26221 ada 1 parsel 28 nolu bağımsız bölümün evlilik birliği içerisinde 04.04.2006 tarihinde satın alma suretiyle davalılardan Sevinç adına tescil edildiği, 24.06.2011 tarihinde ise taşınmazın çıplak mülkiyetinin diğer davalı ve tarafların müşterek çocuğu olan Seda’ya devredildiği, 01.04.2014 tarihinde ise taşınmazın üçüncü kişiye satıldığı sabittir.

Bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede; dava konusu taşınmazın edinme tarihindeki değerinin 135.000 TL, tasfiye tarihindeki  (2016 yılı) değeri ise 285.000 TL olduğu tepit edilmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, OYAK Genel Müdürlüğünün cevabi yazıları ve banka kayıtlarından; davacı erkek 2006 yılında emekli olmuş ve 15.03.2006 tarihinde OYAK emeklilik yardımı olarak 39.849,04 TL, 22.03.2006 tarihinde OYAK Konut Ön Biriktirme Fonu kapsamında 32.855,66 TL, 28.03.2006 tarihinde emekli ikramiyesi olarak 38.903,36 TL davacı erkeğin banka hesabına aktarıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacının emekli olduğu ve emeklilik sebebiyle yapılan ödeme tarihleri ile dava konusu taşınmazın satın alma tarihi nazara alındığında, bu ödemelerin dava konusu taşınmazın alımında kullanıldığının kabul gerekir.

Her ne kadar, davalı tarafından, boşanma davasında davacı koca tarafından verilen cevap dilekçesinde OYAK’tan alınan paranın harcandığına dair beyanlar olduğunu ileri sürmüş ise de; Denizli 1. Aile Mahkemesinin 2012/520 Esas ve 2014/404 Karar sayılı dosyasında sunulan 29.06.2012 tarihli cevap dilekçesinde “Nisan 2012 yılında çekilen 43.472,34 TL’nin müşterek çocuğun eğitim giderleri için harcandığı” beyan edilmiştir. Artık değere katılma alacağına ve değer artış payına konu edilen ödemeler ise 2006 yılında yapılanlar olduğundan, davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.

İlk derece mahkemesince, Sosyal Güvenlik Kurumu ve OYAK tarafından yapılan ödemeler yönünden, peşin sermayeye çevrilmiş değeri bulunmuş ve bu değerler esas alınmak suretiyle davacının değer artış payı ve artık değere katılma alacağı bulunmuştur. Bu haliyle, ilk derece mahkemesinin değer artış payı ve katılma alacağına yönelik kararı usul ve yasaya uygun olup, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1. maddesi uyarınca bu yöne ilişkin talebin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalının sair yönlere ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde;

Davacının, aile konutu şerhi konulması, çıplak mülkiyetin devrinin iptaline ilişkin talepleri ayrı harca tabi olup, dava açılırken buna ilişkin gerekli harçlar yatırılmamıştır. Bu durumda, Harçlar Kanununun 30-32. maddeleri uyarınca usulüne uygun açılmış bir davanın varlığından söz edilemez. Bu sebeple, ilk derece mahkemesinin bu talepler yönünden vermiş olduğu karar da usul ve yasaya uygun olup, istinaf talebinin esastan reddi cihetine gidilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan sebeplerle,

1-Dosya kapsamı, delil durumu, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına  göre, davalının istinaf talebinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE.

2-Davalı tarafça peşin yatırılan 4.015,34.-TL istinaf karar harcının alınması gereken 16.061,00.-TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.045,66.-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına.

3-Davalı tarafından peşin yatırılan 98,10.-TL istinaf yoluna başvuru harcının Hazineye irat kaydına.

4-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2019

 

 

KAYNAKÇA

 Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun )

 Yargıtay İçtihatları

 Legalbank

 DergiPark Akademik

 

Hazırlayan

OKAN AKTEPE

Son Yazılar

Whatsapp
Telefon