İzmit Boşanma avukatı , Zina nedeniyle boşanma davası nedir şartları nelerdir.

Zina/Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları

Aldatma/zina nedeniyle boşanma davası; eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken diğer eşi aldatması sebebiyle Medeni Kanun m.161 gereği aile mahkemesinde açılan ve özel yargılama usullerine tabi bir dava türüdür.

Zina, evli bir kişinin eşi dışında bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesidir. Eşlerin başkasıyla öpüşmesi, sarılması veya dokunması vb. haller Medeni Kanun’a göre zina olarak kabul edilmemektedir. Bu gibi hallerde haysiyetsiz yaşam sürme (MK m.163) gerekçesiyle boşanma davası açılmalıdır. Ancak, eşin başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girip girmediği karinelerden yararlanılarak anlaşılır. Örneğin, aynı otel odasında konaklama veya ortak konutta karşı cinsle gecelemek zinanın varlığına karine teşkil eder. Aşağıda ayrıntılı açıkladığımız üzere, mahkeme tarafından zinanın varlığını gösteren olgular tespit edildiği takdirde, zina özel boşanma sebebine dayalı olarak boşanma kararı verilmelidir.

Boşanma sebepleri, özel ve genel boşanma sebepleri olmak üzere ikiye ayrılır. Aldatma (zina); özel bir boşanma sebebidir. Davacının aldatma olgusunu ispatlaması halinde mahkeme tarafların diğer kusur durumlarına bakmaksızın boşanma kararı verir.

Özellikle belirtelim ki; aldatılan eşin aldatma olgusuna tepki olarak hakaret içeren sözler söylemesi zina nedeniyle boşanma davasında aldatılan tarafın kusuru belirlenirken dikkate alınamaz. Çünkü, aldatılan taraf evlilik içinde özgür iradesiyle değil; eşinin zina fiiline tepki olarak söz konusu sözleri sarf etmektedir (HGK-K.2018/112).

Aldatma/Zina Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları

Aldatma (zina) nedeniyle boşanma davasında boşanma kararı verilebilmesi için dört şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir:

  1. Eşler Arasında Devam Eden Geçerli Bir Evliliğin Bulunması

Zina nedenine dayalı boşanma davası açılabilmesi için bir evlilik birliğinin mevcut olması gerekir. Eşlerin evlilikten önce veya evlilik sona erdikten sonra başkasıyla cinsel ilişkiye girmesi zina olarak değerlendirilemez. Örneğin, nişanlı bulundukları bir aşamada eşlerden birinin nişanlısı dışında başka bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesi ve bu durumun evlendikten sonra evlilik sırasında ortaya çıkması halinde zina sebebine dayalı boşanma davası açılamaz. Çünkü, başkasıyla girilen cinsel ilişki evlilik birliğinin devamı esnasında meydana gelmişse zina olarak kabul edilecektir. Nişanlılık döneminde nişanlı dışındaki kişiyle girilen cinsel ilişki daha sonra evlilik içinde zina nedeniyle boşanma davası açma hakkı vermez.

Eşlerin sadakat yükümlülüğü boşanma davası süresi boyunca da devam eder. Eşler boşanma davası devam ederken başka kişilerle cinsel ilişkiye giremez. Eşlerden birinin boşanma davasının devamı sırasında başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi zina olarak kabul edilir. Mahkeme tarafından boşanma kararı verilse bile, bu boşanma kararı henüz kesinleşmeden başka bir kişiyle cinsel ilişkiye giren eş de zina fiilini işlemiş olur. Mahkeme tarafından verilen boşanma kararının kesinleşmesiyle sadakat yükümlülüğü ortadan kalkar.

Özellikle belitelim ki mahkeme tarafından daha önce eşler hakkında ayrılık kararı verilmiş olsa dahi sadakat yükümlülüğü devam eder. Eşlerden birine uzun süre ulaşılamaması (gaiplik gibi) hali söz konusu olsa bile sadakat yükümlülüğü devam eder. Eşlerden birinin bu hallerde üçüncü bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi zina olarak değerlendirilir.

  1. Eşlerden Birinin Üçüncü Bir Kişiyle Cinsel İlişki Yaşaması Şartı

Zinanın gerçekleşebilmesi için mutlaka eşlerden birinin karşı cinsten bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesi gerekir. Cinsel ilişkinin belli bir düzeni veya tekrarlanması şart değildir, bir kere karşı cinsle cinsel ilşkiye girilmesi zinanın varlığı için yeterlidir. Eşlerden birinin karşı cinsle değil de kendi hemcinsiyle cinsel ilişkiye girmesi zina olarak kabul edilmemektedir.

Zinanın kanıtlanması her zaman kolay olmadığından Yargıtay ispat açısından bazı karineler kabul etmiştir. Eşlerden birinin üçüncü bir kişiyle aynı otel odasında konaklaması veya aynı evde gecelemesi zinanın varlığına işaret eder.

Kadının, yalnızken geceleyin bir başka erkeği ortak konuta alması, zinanın varlığına delalet eder. Bu bakımdan zina kanıtlanmıştır. Tarafların zina (TMK m. 161) sebebiyle boşanmalarına karar verilmesi gerekir (Y2HD-K.2015/20095).

Eşlerden birinin düzenli bir şekilde başkasıyla yaşaması halinde zina olgusunun gerçekleşmiş olduğunun kabul edileceğinden kuşku yoktur.

Evli erkeğin başka bir kadınla aynı evde birlikte yaşaması, zinaya muhakkak nazarıyla bakılmasını gerektiren bir durumdur. Kocanın zinası ispatlanmıştır (Y2HD-K.2015/6508)

Eşlerin evlilik boyunca başkalarıyla uzun uzun telefonda konuşması, sarılması, şakalaşarak yakınlaşması, hatta öpüşmesi dahi zina olarak kabul edilemez. Bu gibi haller güven sarsıcı davranış kapsamında genel boşanma nedeni olarak değerlendirilebilir. Örneğin, parkta eşinin başkasıyla öpüştüğüne gören kimse bu durumu fotoğraflasa bile, sadece bu nedenle zina nedenine dayalı boşanma davası açamaz. Ancak güven sarsıcı davranış olarak nitelenebilecek bu hal genel boşanma sebebi kabul edilerek, genel boşanma sebebine dayalı çekişmeli boşanma davası açılabilir.

Aynı iş yerinde çalışan bir başka erkekle telefonla görüşme, mesaj gönderme ve bu kişinin arabasına binmiş olma, zinaya delalet eden davranışlar niteliğinde değildir (Y2HD-K.2010/1423).

Özellikle belirtelim ki, bir eşin kendi rızası dışında tecavüz vb. bir şekilde başkasıyla cinsel ilişkiye girmesi halinde, eşin kusuru bulunmadığından bu nedenle zina nedenine dayalı boşanma davası açılamaz.

  1. Aldatılan Eş Tarafından Aldatan/Zina Eden Eşin Affedilmemiş Olması Şartı

Zina sebebine dayalı boşanma davası açılabilmesi için, aldatılan eşin aldatan eşi affetmemiş olması gerekir. Zinayı affeden eşin dava açma hakkı yoktur (MK m.166/3). Zinayı affetme; eşin dava açma hakkını ortadan kaldıran bir nedendir. Zinayı affetme, sözlü veya yazılı olabileceği gibi eşler arasında sergilenen davranışlarla da anlaşılabilir. Örneğin; eşi kendisini aldatmasına rağmen, “ne yaptıysan yaptın, lütfen evine dön” şeklinde mesaj üzerine eve dönen diğer eş affedilmiş kabul edilir.

Affetme olgusu çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Örneğin, eşinin zina yaptığını öğrendiği halde uzun süre birlikte yaşamaya devam eden kişi zina olgusunu affetmiş sayılır. Eşinin zina yaptığını öğrendiği halde birlikte tatile giden, tatil fotoğraflarında samimi bir şekilde eşiyle eğlendiği anlaşılan eş zina vakasını affetmiş sayılır. Zina eden eşini affetmeyen tarafın, zina olgusunu öğrenmesinden itibaren 6 ay içerisinde zina nedenine dayalı boşanma davası açması gerekir.

Dava münhasıran zina sebebine dayanmaktadır. Davacının, eşinin bir başka kadınla ilişkisine dair görüntü kayıtlarını ihtiva eden CD’yi dava tarihinden dört yıl önce elde ettiği, davacı hakkındaki şantaj suçuna ilişkin ceza mahkemesinin mahkumiyet kararından anlaşılmaktadır. Bu kasetin elde edilmesinden sonra tarafların evlilik birliği devam etmiştir. Davalının başka kadınla ilişkisinin devam ettiğine ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bu olaya rağmen evlilik birliğinin devam etmiş olması, af niteliğindedir. Affeden tarafın da dava hakkı yoktur (Y2HD-K.2010/18684).

  1. Zina/Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası Açma Süresi Şartı

Eşlerden biri aldatırsa, diğer eşin aldatma (zina) olgusunu öğrenmesinden itibaren 6 ay içinde boşanma davası açma hakkı vardır (MK m.161/2). Boşanma sebebi daha geç öğrenilse bile, zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası açma süresi, aldatma fiilinin işlenmesinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Örneğin, 01.01.2015 tarihinde bir eş aldatılmasına rağmen, aldatma fiilini 30.12.2020 tarihinde 5 yıllık dava açma süresi (zamanaşımı süresi) dolmadan öğrenmişse diğer eşe zina nedeniyle boşanma davası açabilir.

Önemle belirtelim ki, aldatma nedeniyle boşanma davası açma süresi olan 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra, aldatma fiili genel boşanma sebepleri ile açılan boşanma davasında bir boşanma gerekçesi olarak değerlendirilebilir.

 

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasında Gizlilik Kararı

Aldatma (zina) nedeniyle boşanma davasında gizlilik; tarafların kişilik haklarının korunması veya davanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için önemli bir aile hukuku kurumudur. Mahkeme, kendiliğinden veya tarafların talebi üzerine duruşmaların gizli yapılmasına karar verebilir (MK m.184/6).

Aile mahkemesinin gizlilik kararı, sadece duruşmaları kapsar. Duruşmaların gizli yapılması dışında dosyanın taraflarca incelenmesi veya suret alınması gizlilik kararı ile engellenemez. Aldatma (zina) nedeniyle boşanma davasının ne kadar süreceği her olayın özelliklerine göre farklılık arz edeceğinden, dava dilekçesinde tüm dava süresince görülecek duruşmalar için gizlilik kararı talep edilmesi yargılama sürecinin meydana getireceği olumsuzlukları gidermeye yardımcı olacaktır.

Boşanma Davasında Aldatmanın İspatlanması ve Deliller

Eşler aldatma olgusunu her somut olayın özelliklerine göre çeşitli delil araçlarıyla ispatlayabilir. Aldatmanın ispatı için her türlü delilden faydalanılabilir. Bu delil araçları şunlardır:

  • Tanık beyanları,
  • Telefon görüşme kayıtları veya içerikleri, mesajlar, whatssap içerikleri vb.
  • Aldatma olgusunu ispatlamak amacıyla bir kereye mahsus yapılmış ses kaydı,
  • Sosyal medya içerikleri (instagram, facebook, twitter vb.),
  • Uçak veya otel kayıtları, güvenlik kamerası görüntüleri,
  • Fotoğraflar, video kayıtları vb. her türlü delil,
  • Başka bir nedenle savcılık tarafından başlatılan soruşturmaa dosyasında yer alan evraklarda zina olgusuna dair ifadeler,
  • Banka kayıtları, kredi kartı ekstresi vb.

Yargıtay, boşanma davasında aldatmanın nasıl ispatlanacağı aldatma olgusuyla ilgili delillerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini çeşitli kararlarında ayrıntılı bir şekilde ortaya koymuştur. Yargıtay uygulamasına göre zina (aldatma) olgusunun ispatı açısından bazı ilkeler kabul edilmiştir. Buna göre;

  • Kadın veya erkeğin yalnızken ortak konuta karşı cinsten birini alması zinanın varlığına delalet eder. Bu halde, zina ispatlanmış kabul edilir.
  • Eşlerden birinin karşı cinsten biriyle aynı otel odasında birlikte kalması zinanın varlığına işaret eder.
  • Eşlerden biri evlilik dışı ilişkiye girdiği başka bir kişiden çocuk sahibi olduğu takdirde zina (aldatma) olgusu ispatlanmış olur.

Mahkeme, aldatma nedeniyle boşanma davasında her türlü delili serbestçe takdir eder. Aile mahkemesi, kesin delillerle bağlı değildir. Mahkeme hakimi, aldatmaya temel teşkil eden olayların doğruluğu konusunda tarafların yemin etmesini isteyemez. Tüm deliller toplandıktan sonra zina fiilinin gerçekleşip gerçeklemediğine karar verir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasında Ses, Fotoğraf veya Video Kaydının Delil Değeri

Eşlerden birinin, diğer eşin aldatma fiilini ispatlamak amacıyla hareket ederek eşin telefonunu dinlemek, kamera kaydına almak veya yüz yüze konuşulanlar kaydetmek suretiyle elde ettiği ses, fotoğraf veya video kayıtları boşnam davasında delil olarak kullanılabilir. Ancak, elde edilen ses, fotoğraf veya görüntülerin delil olarak kullanılabilmesi için, kaydın aldatma olgusunu ispatlama amacıyla yapılması zorunludur. Yapılan kayıtlar bu amacın dışında sistematik ve planlı fiiller sergilenerek elde edilmişse, boşanma davasında da delil olarak kullanılamaz. Örneğin, eşinin kendisini aldattığını öğrenen eşin, arabanın iç kısmına görüntü de alan bir dinleme cihazı koyarak, eşinin üçüncü kişilerle diyaloglarını ve görüntülerini kaydetmesi halinde, elde edilen ses veya video kayıtları aldatma sebebiyle açılan boşanma davasında delil olarak kullanılabilir. Ancak, eşinin cep telefonuna aldatma fiilini ispat amacından bağımsız olarak dinleme programı yerleştirerek aylarca dinleyen ve aldatma olgusunu da bu vesileyle öğrenen kişinin elde ettiği ses kaydı delil olarak kullanılamaz. Çünkü, ses kaydı aldatma olgusunun ispatı amacıyla değil, sistematik ve planlı bir davranışla eşin özel hayatının izlenmesi amacıyla yapıldığından suç teşkil eder.

Sistematik ve planlı bir şekilde, aldatma fiilinin ispatı amacı dışında yapılan ses, fotoğraf veya video kayıtları şu suçların meydana gelmesine neden olur:

Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanma Davasında Mal Paylaşımı

Aldatma nedeniyle boşanma kararı verilmesi halinde, mal paylaşımında eşlerin katılma alacağı zina olgusu dikkate alınarak yarı yarıya paylaşılmayabilir. Zina (aldatma) nedeniyle boşanma halinde mahkeme, kusurlu eşin katılma alacağının, yani artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya bu hakkın ortadan kaldırılmasına karar verebilir (MK m.236/2). Yani, zina halinde eşler arasında katılma alacağına dayalı mal paylaşımının yarı yarıya oranından farklı bir oranda yapılması hakimin takdirindedir. Örneğin, mal paylaşımı yapılırken eşini aldatan erkeğin katılma alacağı oranı 1/3, kadının katılma alacağı ise 2/3 oranında belirlenebilir. Hatta, hakim aldatmanın özellikleri, evliliğin süresi, çocuk olup olmaması vb. birçok kriteri dikkate alarak aldatan erkeğe hiçbir şekilde katılma alacağı, yani mal verilmemesine karar verebilir. Medeni Kanun’un bu hükümlerinin uygulanabilmesi için boşanma kararı mutlaka zina nedenine dayanmalıdır, boşanma kararı zina nedeninden başka bir nedene dayanıyorsa mal paylaşımı yarı yarıya yapılır.

Zina (aldatma) nedeniyle verilen boşanma kararının, aldatan eşin katılma alacağının azaltılması veya bu hakkın ortadan kaldırılması sonucu doğurması, sadece edinilmiş mallara katılma rejiminde mümkündür (MK m. 218-241). Diğer mal rejimlerinde, örneğin mal ayrılığı rejiminde zina veya hayata kast katkı payı alacağı üzerinde hiçbir hüküm doğurmaz.

Eşlerin Zina (Aldatma) ile Şiddet Fiillerinin Kusur Durumuna Etkisi

Boşanma davalarında, bir eşin zina (aldatma) fiili, diğer eşin ise şiddet uygulaması vakıalarında aile mahkemelerinin kusur değerlendirmesi hatalarına sık sık rastlanmaktadır. Bir eşin şiddet uygulaması ve diğer eşin aldatması kusur bakımından eşit değerdedir. Bu nedenle, bir eşin zina, diğer eşin ise şiddet uygulaması nedeniyle kusurlu olması halinde tarafların karşılıklı tazminat talepleri reddedilir. Çünkü, eşit kusur halinde bir eşin diğer eşten tazminat talep etmesi mümkün değildir. Tarafların şiddet ve zina nedenleriyle eşit kusurlu kabul edilmeleri halinde karşılık boşanma kararı verilebilir.

Yargıtay Kararı: Mahkemece davacı-karşı davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek dava ve birleşen davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına kararı verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının zina eylemine karşılık, davalı-karşı davacı erkeğin de eşine sürekli şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Eşit kusurlu eş lehine tazminata hükmedilemez. Hal böyle iken davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak davalı-karşı davacı erkek yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD-K:2017/4021)

Aldatılan Eşin Üçüncü Kişiye Karşı Manevi Tazminat Davası Açması

Aldatma fiili, bir eşin diğer eşe karşı işlemiş olduğu bir haksız fiildir. Bu nedenle, aldatılan eş, kusurlu olan diğer eşten zina nedeniyle tazminat talep edebilir (MK m.174).

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu (YİBK), aldatılan eşlerin zina nedeniyle halinde üçüncü kişilerden belli şartların gerçekleşmesi tazminat talep etme hakkı olduğuna hükmetmiştir. Karara göre, kural olarak evli bir kimseyle birlikte olan üçüncü kişinin fiili, diğer eş açısından haksız fiil olarak değerlendirilemez. Sadakat yükümlülüğü eşler arasında geçerlidir, üçüncü kişilerin zincirleme bir biçimde sorumlu olacağında dair Medeni Kanun’da özel hüküm de olmadığından, zina nedeniyle üçüncü kişiden maddi veya manevi tazminat talep edilemez.

Ancak aldatma (zina) halinde, bir eşin zina fiilini birlikte işlediği üçüncü kişiye karşı diğer eş bazı sınırlı hallerde manevi tazminat davası açabilecektir. Üçüncü kişiye karşı manevi tazminat davası prosedürü Yargıtay İBK kararı ile şu şekilde belirlenmiştir (YİBGK-K.2018/7):

Evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacaktır. Üçüncü kişinin fiilinin haksız fiil olarak nitelendirilebilmesine olanak bulunmadığından sadece aldatma fiiline iştirak etmesi nedeniyle, aldatan eşle birlikte TBK’nun 61. maddesi çerçevesinde müteselsilen sorumlu tutulabilmesi mümkün değildir. Evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişinin, aldatılan eşe karşı manevi tazminat sorumluluğu ile ilgili olarak kanunlarımızda özel bir tazminat hükmü yer almamasına rağmen, haksız fiile ilişkin genel koşulları da taşımayan eyleminden dolayı üçüncü kişi aleyhine yargı kararıyla tazminat sorumluluğu ihdas edilmesi, evlilik birliğinin ve aile bütünlüğünün korunması gibi saiklerle dahi kabul görmemelidir.

Hemen belirtilmelidir ki, üçüncü kişinin katıldığı aldatma eylemi ile bağlantılı olmakla birlikte sadakatsizlik olgusundan farklı olarak, bağımsız, özel ve nitelikli bir kişilik hakkı ihlali durumunda, eş söyleyişle üçüncü kişinin doğrudan aldatılan eşin kişilik değerlerine yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunması durumunda manevi tazminat sorumluluğunun doğacağında tereddüt bulunmamaktadır. Bu kapsamda örneğin, aldatma eylemi ile bağlantılı olarak üçüncü kişinin, aldatılan eşin konut dokunulmazlığını ihlal etmesi, özel yaşamına müdahale etmesi, sır alanına girmesi, ele geçirdiği bazı özel bilgileri ifşa etmesi, kullandığı söz ve diğer ifadeler ile onur ve saygınlığını zedelemesi gibi eylemlerinde hukuka aykırılık unsurunun gerçekleştiği şüphesizdir. Hâl böyle olunca, üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilen başkaca bir kişilik hakkı ihlali bulunmadıkça, salt evli bir kişiyle birlikte olmak şeklindeki eyleminden dolayı aldatılan eşin üçüncü kişiden manevi tazminat istemesi mümkün değildir.

Aldatma/Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılmalıdır?

Aldatma sebebiyle boşanma davası, sadece aldatma olgusuna dayalı olarak açılabileceği gibi hem aldatma özel sebebini hem de şiddetli geçimsizlik vb. genel sebepleri içerecek bir dava şeklinde de açılabilir. Her iki gerekçeyle birlikte açılan boşanma davasında, aile mahkemesi zina (aldatma) iddiasının ispatlandığını gördüğünde öncelikle bu özel nedene (zina nedenine) dayalı olarak boşanma kararı verecektir. Aile mahkemesi, zina iddiası ispatlandığında zina nedenine dayalı olarak boşanma kararı verecektir. Mahkeme, zina iddiasının ispatlanmadığı kanaatine vardığı takdirde, genel boşanma sebepleri varsa tarafların kusurlarını değerlendirerek genel boşanma nedenine dayalı olarak boşanma kararı verecektir.

Özetle, sadece aldatma nedeniyle açılan boşanma davasında aldatma (zina) ispatlanmadığı takdirde dava mahkeme tarafından reddedilir. Ancak, hem aldatma hem de genel boşanma sebepleriyle açılan boşanma davasında aldatma ispatlanamadığı takdirde genel boşanma sebepleri de dikkate alınacağından, davanın hem aldatma özel nedenine hem de genel boşanma sebeplerine (şiddetli geçimsizlik, aile yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi vb.) dayalı olarak açılması boşanma kararı elde edilmesini kolaylaştıracaktır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Boşanma davasında görevli ve yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer aile mahkemesidir.Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatı ile davaya bakmakta görevlidir.

İzmit boşanma avukatı, Kocaeli Boşanma avukatı, İzmit Zina nedeniyle boşanma avukatı, Körfez Boşanma avukatı, Karamürsel boşanma avukatı, Kandıra Boşanma avukatı, Dilovası Boşanma avukatı. Başiskele Boşanma avukatı, Kartepe Boşanma avukatı, Derince boşanma avukatı.

Son Yazılar

Whatsapp
Telefon