YARGITAY
4.CEZA DAİRESİ
Esas Numarası: 2013/2074
Karar Numarası: 2014/17411
Karar Tarihi: 20.05.2014
HAKARET SUÇU
HAKARET SUÇUNDA KORUNAN HUKUKİ DEĞER KİŞİLERİN ONUR ŞEREF VE SAYGINLIĞIDIR
ÖZETİ: Sanığın kendisi hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan iddianame düzenleyen müşteki Cumhuriyet Savcısını kastederek (M.) Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı dilekçede yer verdiği “tazminat davası açacağımı belirtiyorum, çünkü iftira atıp insanı yok yere suçlamak o kadar kolay değildir, eğer bir kamu görevlisi namusu ile, şerefi ile layıkıyla hakkıyla usulüne uygun adam gibi davranarak taraf tutmadan torpille adam kayırmadan bir tarafa yaslanmadan kamu görevini ifa ediyorsa o kamu görevlisine hiçbir insan oğlunun diyeceği bir söz olamaz ama haksızlıklarla usulsüzlüklerle dolu reddi hakim talebim bulunmasına rağmen, kasten işlem uygulayıp haklılığımı kanıtlayan belgelerle ispatı yapılmış mahkeme kararlarımın bulunmasına rağmen bir davada red kararı vermek kimin haddinedir, siz olsanız bu durumda ne yaparsınız, böyle bir red kararı hukuken hiç de etik değildir, yukarıda belirttiğim hususlara ait mahkeme kararlarını belge ve deliliniz varsa 10 gün içerisinde lütfen adresime göndermenizi istiyorum gereğini saygılarımla arz ve talep ederim” şeklindeki ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi bozmayı gerektirir.
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın kendisi hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan iddianame düzenleyen müşteki Cumhuriyet Savcısını kastederek (M.) Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı dilekçede yer verdiği “tazminat davası açacağımı belirtiyorum, çünkü iftira atıp insanı yok yere suçlamak o kadar kolay değildir, eğer bir kamu görevlisi namusu ile, şerefi ile layıkıyla hakkıyla usulüne uygun adam gibi davranarak taraf tutmadan torpille adam kayırmadan bir tarafa yaslanmadan kamu görevini ifa ediyorsa o kamu görevlisine hiçbir insan oğlunun diyeceği bir söz olamaz ama haksızlıklarla usulsüzlüklerle dolu reddi hakim talebim bulunmasına rağmen, kasten işlem uygulayıp haklılığımı kanıtlayan belgelerle ispatı yapılmış mahkeme kararlarımın bulunmasına rağmen bir davada red kararı vermek kimin haddinedir, siz olsanız bu durumda ne yaparsınız, böyle bir red kararı hukuken hiç de etik değildir, yukarıda belirttiğim hususlara ait mahkeme kararlarını belge ve deliliniz varsa 10 gün içerisinde lütfen adresime göndermenizi istiyorum gereğini saygılarımla arz ve talep ederim” şeklindeki ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık (M.D.) müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşüncenin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
