MAL AYRILIĞI REJİMİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI
YARGITAY
- HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2023/8186
Karar Numarası: 2024/6392
Karar Tarihi: 25.09.2024
SAYISI : 2022/897 E., 2023/1392 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 13. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/277 E., 2022/198 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı olarak açılan boşanma davaları ve nafaka artırım davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer’îlerine, tedbir nafakası davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin istinaf başvurusunun esastan reddine, kadının istinaf başvurusunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümleri kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre taraf vekillerinin ve temyize konu edilen tedbir nafakası davasına yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin tedbir nafaka davasına yönelik temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Taraf vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- DAVA
Davacı-davalı erkek vekili dava karşı davaya cevap ve birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında görülen Ankara 4. Aile Mahkemesinin 2015/1448 Esas sayılı boşanma davasının ret ile sonuçlandığını ve ret kararının 10.05.2017 tarihinde kesinleştiğini, tarafların bu tarihten sonra evlilik birliğinin tesisi için bir daha bir araya gelmediklerini iddia ederek; tarafların fiili ayrılığa dayalı olarak boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
- CEVAP
Davalı-davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile birleşen dava dilekçesinde özetle; fiili ayrılığa davacı erkek eşin sebep olduğunu, erkeğin yıllarca eşini aldattığını, odasına ilişkisinin olduğu kadının resmini asarak bu kadını eve getireceğini söylediğini, hakaret ve tehdit ettiğini, kaba kuvvet kullanarak kadını ve ortak çocukları evden kovduğunu, mal kaçırmak kastı ile tüm kazanım ve mal varlığını diğer kadının üzerine yaptığını iddia ederek erkeğin davasının reddi ile karşı davasının kabulüne ve tarafların boşanmalarına ve birleşen tedbir nafakasının artırımı davasının kısmen kabulü ile kadının almakta olduğu 400,00 TL tedbir nafakasının 1.700,00 TL’ye arttırılmasına ve kararın kesinleşmesiyle yoksulluk nafakası olarak devamına, davacı kadın lehine 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Ankara 4. Aile Mahkemesinin 2015/1448 esas 2017/353 karar sayılı ilamı ile davacı erkek eş tarafından açılan davanın reddine karar verildiği, kararın 10.05.2017 tarihinde kesinleştiği, 3 yıllık yasal süre geçtikten sonra davacı tarafından fiili ayrılık nedenine dayalı olarak boşanma davası açtığı, tarafların reddedilen boşanma davasından sonra fiilen bir araya gelerek karı koca hayatı yaşamadıkları, fiili ayrılık nedenine dayalı boşanma davası şartlarının oluştuğu, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak kadının açtığı davada ise evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek eşin, başka kadın ile imam nikahlı olarak uzun yıllar beraber yaşadığı, evlilik birliği devam ederken karısını darp ettiği, tehdit ettiği kadının üzerine bıçakla yürüdüğü, sürekli küfür ve hakaret ettiği, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, kadına yüklenebilecek hiçbir kusurun bulunmadığı, boşanma sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, paranın alım gücü, günün ekonomik koşulları, kadının zorunlu ihtiyaçları ve hakkaniyet kuralları birlikte değerlendirildiğinde kadın hakkında tedbir ve yoksulluk nafakası şartlarının oluştuğu gerekçesi ile; her iki davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 166 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadının tedbir nafakası davasının kısmen kabulü ile kadın yararına daha önce takdir edilen tedbir nafakasının dava tarihinden geçerli olmak kaydıyla ve tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde artırılarak aylık 800,00 TL’ye çıkartılmasına bundan sonraki nafaka artışlarının da yıllık ÜFE -TÜFE oranında yapılmasına, kadın yararına 15.000,00 TL maddî 15.000,00 TL manevî tazminat ile aylık 800,00 TL yoksulluk nafakasına karar verilmiştir.
- İSTİNAF
- İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
- İstinaf Sebepleri
1.Davacı-davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kadının boşanma ve tedbir nafakası arttırılması davasının kabulü, kusur belirlemesi, aleyhe hükmedilen tazminatlar ile nafakaların miktarı yönlerinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ile nafakanın miktarı yönlerinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
- Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın fiili ayrılığa dayalı boşanma, davası, karşı davanın ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma davası olduğu, kadının açtığı birleşen davanın ise daha önce mahkeme kararıyla takdir edilen tedbir nafakasının arttırılmasına yönelik olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurları, kişilik haklarına yapılan saldırı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen tazminatların miktarının az olduğu, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine ve günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen tedbir ve yoksulluk nafakası miktarlarının az olduğu, birleşen tedbir nafakasının arttırılması davasında ise; fiili ayrılık döneminde ayrı yaşama haklılığı ispatlanan davalı -davacı kadın lehine verilen tedbir nafakasının artırımı talebiyle açılan birleşen davanın kısmen kabulünün isabetli olduğu ancak tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında tedbir nafakası miktarı yetersiz olduğu ve istinafa konu sair yönlerden kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile; kadının tazminatlar ile tedbir, yoksulluk nafakalarının miktarına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ilgili bentleri kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl dava tarihinden İlk Derece Mahkemesinin karar tarihine kadar aylık 1.000,00 TL tedbir nafakası ve aylık 1.400,00 TL yoksulluk nafakası ile kadın yararına 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 manevî tazminata, 4721 sayılı Kanun’un 197 inci maddesine dayalı olarak takdir edilmiş tedbir nafakasının arttırılması konulu birleşen davanın kısmen kabulüne, birleşen dava tarihinden başlamak ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam etmek üzere aylık 1.000,00 TL tedbir nafakasına hükmedilen nafakaya talep gereğince ÜFE-TÜFE ortalaması oranında artış uygulanmasına ve erkeğin tüm, kadının ise sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
- TEMYİZ
- Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
- Temyiz Sebepleri
1.Davacı-davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadının boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, aleyhe hükmedilen tazminatlar ile nafakaların miktarı yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı-davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki kanun yolu itirazlarını tekrar ederek erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, kabul edilen tazminat ve nafakaların miktarı yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
- Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadının ve erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü ve 6 ncı maddeleri, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü ve 175 inci maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin reddedilen yön dışındaki davacı kadın vekilinin reddedilen yön dışındaki ve aşağıdaki paragraf kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat miktarı azdır. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun’un 50 nci ve 51 inci madde hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
- KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Taraf vekillerinin bağımsız tedbir nafakasının kabul edilen ve reddedilen miktara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda belirtildiği üzere davacı kadın yararına hükmedilen maddî, manevî tazminat miktarları yönünden BOZULMASINA,
3.Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran davacıya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
YARGITAY
- HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2023/7706
Karar Numarası: 2024/6115
Karar Tarihi: 19.09.2024
SAYISI : 2022/906 E., 2023/934 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 23. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/82 E., 2022/159 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı kadın vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kabul edilen yönlerden kaldırılmasına ve bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı kadın vekilinin diğer, davalı erkek vekilinin ise tüm istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 2007 yılında evlendiğini, bu evliliklerinden ortak çocuklarının olmadığını, erkeğin, birlik görevlerini ihmal ettiğini, ekonomik şiddet uyguladığını, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, ortak konuttan kovduğunu iddia ederek davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, kadın yararına yasal faizi ile birlikte 50.000,00 TL maddî tazminat, 50.000,00 TL manevî tazminat, aylık 1.000,00 TL tedbir nafakası, 1.000,00 TL yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
- CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde dayanılan vakıaların gerçeğe aykırı olduğunu, kadın tarafından 2013 yılında boşanma davası açıldığını ve feragat edildiğini, tarafların 2013 yılından bu zamana kadar bir araya gelmediğini, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tam kusurlu olduğunu ve tarafların fiili ayrılık sebebiyle boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların birlikte aldıkları evin kredisinin kadın tarafından bir dönem ödendiği, kadının ödeyemeyeceğini söylemesi üzerine erkeğin “…ben de ödeyemem…” diyerek kadını evden kovduğu ve kadını kendi oğlunun evinde yaşamak zorunda bıraktığı, erkeğin başka bir kadınla ilişkisi olduğu ve 2019 yılında bu çocuğu tanıma suretiyle nüfusuna kaydettirdiği, bu hususun tüm dosya kapsamı ile ispatlandığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, kadının emekli olduğu, yeterli ve düzenli gelirinin bulunduğu dikkate alınarak tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine, boşanma nedeniyle kadının beklenen ve mevcut menfaatlerinin ortadan kalktığı, ayrıca kişilik haklarının ihlal edildiği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecesi, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alınarak kadın yararına yasal faizi ile birlikte 17.000,00 TL maddî tazminat, 15.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
- İSTİNAF
- İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
- İstinaf Sebepleri
1.Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğu, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği, kadının yoksulluk nafakası talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, kadın yararına hükmedilen tazminatların miktarlarının az olduğu belirtilerek; tazminatların miktarları ve yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kusurlu bir davranışının olmadığı, tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilerek; kusur belirlemesi ve kadın yararına hükmedilen tazminatlar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
- Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan kusur belirlemesinde herhangi bir isabetsizlik olmadığı, kadının sürekli ve düzenli olarak emekli maaşı alması nedeniyle boşanma sonucu yoksulluğa düşmeyeceği, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olmadığı anlaşılan, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen, en azından eşinin maddî desteğini yitiren ve evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın yararına maddî ve manevî tazminat takdir edilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, ancak tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, evlilik süresi, paranın alım gücü, beklenen menfaatlerin kapsamı ve erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı niteliği dikkate alındığında, kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat miktarlarının az olduğu belirtilerek, kadın vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kabul edilen yönlerden kaldırılmasına ve bu yönlerden yeniden esas hakkından hüküm tesisine, kadın yararına yasal faizi ile birlikte 50.000,00 TL maddî tazminat, 50.000,00 TL manevî tazminat, kadın vekilinin diğer, erkek vekilinin ise tüm istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
- TEMYİZ
- Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
- Temyiz Sebepleri
1.Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun kısmen kabulüne dair verilen kararın hatalı olduğu, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun kısmen kabulüne dair verilen kararın hatalı olduğu, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile kusur belirlemesi ve kadın yararına hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.
- Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve hukuki nitelendirme
Uyuşmazlık, kadın tarafından açılan boşanma davasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadın yararına yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi için gerekli şartların gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un 4 üncü maddesi, 6 ıncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 175 inci maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Davacı kadın vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının tam ya da ağır kusurlu olmadığı, tarafların belirlenen ekonomik ve sosyal durumlarına göre kadının asgari ücretin altındaki gelirinin kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde olmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir (HGK m. 2009/3-165-186). O halde, kadın yararına geçimi için uygun miktarda, erkeğin mal varlığı ve maddî gücü de dikkate alınarak yoksulluk nafakası takdiri gerekirken bu isteğin reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
- KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yoksulluk nafakasının reddi yönünden davacı kadın yararına BOZULMASINA,
2.Davalı erkek vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
